Burada Benden Bu Kadar

Bir yıldan fazladır yazmıyorum burada. Bunun birkaç sebebi var. Bunları yazıp, blogun son yazısını da eklemiş olacağım. Blogun son yazısını yazıyor olmam, burada akseden eski toplumsal, politik görüşlerim veya değişen hayat görüşüm değil. Eğer aşağıda ortaya koyacaklarım olmasaydı burada yoluma değişmiş olarak devam edecektim. Fakat daha içsel bir kırılma ile, blog yazmamaya karar verdim.

İlk olarak, entelektüel zannettiğim benliğime tutunmaktan vazgeçtim. Artık “böyle olmak” arzusu beni güdülemiyor. Ne kadar bildiğimi, okuduğum kitapları, dinlediğim müziği, beğendiğim tabloları göze sokarak ruhumu yüce tutma çiğliğimden yoruldum. Kendimi değerli hissetmek ve yaralarımın bir kısmını sarmak için bana en ulaşılır gelen tarafı tutmaktan vazgeçtim.

Kendimi eskisi kadar bilgili, akıllı, zeki de zannetmiyorum. Böyle olunca, düşüncelerimin insanları ilgilendirdiğine yahut insanların sözüme ihtiyaç duyduğuna ilişkin belli belirsiz kibir de yok oldu.

Üçüncüsü, kitlelere olan inancım ve bağlılığım yok oldu. Kitlelerin beğenisine olan arzum zayıfladı. İnsanların beğeni ve takdirlerinin bireylerin kendilerini değerli hissetmek ve yaralarını sarmak güdüsünden kaynaklandığını anladım. İnsanların sırf bilgili, entelektüel, farklı, yandaş, paydaş, havalı vesaire görünmek için başkalarının beğenilerini taklit ettiklerini anladım. Üstelik taklitle yüceltilmiş o fikir, insan ve eserlerin bazılarının; sırf ilk veya eski olduğu için, kendinden sonra daha iyileri gelmiş olmasına rağmen kutsandığını gördüm. İnsanların taklit ettikleri beğenileri, mevzi kaybetmemek adına, hiç anlamamış veya özdeşim kuramamış ama zorla kendine beğendirmiş olduğu için ölümüne savunduğunu da gördüm. İnsanın tapınacak bir şeyleri mutlaka bulduğunu ve benliğini onda eriterek arındırmaya çalıştığını anladım. Dolayısıyla kitlelerin beğenisinde artık arzu edilebilir taraf kalmadı benim için. Hem insanın ne yapıp ne söylediği karıncaların, dalgaların, rüzgarın umurunda mı?

Herkesi saran somut kaygılardan azade, hatta onların üzerinde olduğum yanılgısı tuzla buz oldu. Sıradanlığım ve sıradan kaygılarım gözümde değer kazandı.

Artık bireylere veya topluluklara atfettiğim olumsuz özelliklerden, kuşaktan kuşağa aktarılan kötü huy ve davranışlardan ne kadarını paylaştığıma daha uyanığım ve bundan gocunmuyorum. Evet eleştirilebilecek çok şey var. Ama bunları sayıp dökerek kendimi tatmin edip içimi rahatlatmanın kıymeti yok.

Yapmayı düşünmekten kendimi alamadığım, sürekli arzusu ve eylemiyle yaşadığım şeye, kurgusal edebi metin üretmeye devam ediyorum. Basılır basılmaz. Beğenilir beğenilmez. Artık kendim gibi ve becerebildiğim kadar yazıyorum. Yazma ritmi ve düzenine dair kafamda kurduğum ritüellerden de kurtuldum. Her araçla, her zaman, her yerde bir şekilde yazılıyormuş bunlardan arınınca. Üstelik ne yüce bir yazarmışım, ne yüce yazarlar yüce yazarmış, ne de yüce yazar olmanın bir esprisi varmış. Dolayısıyla neşem yerinde.

En önemli konuyu sona sakladım: Artık daha huzurlu ve mutluyum. Karamsar, bohem, melankolik halimi attım. Hayatı ve kendimi, toplumu algılayışım 2021 Aralık ayından beri hızla değişti. On yıllardır sırtımda taşıdığım çok ağır bir küfeyi indirmiş gibiyim. Beni mengene gibi sıkan, yahut bir yük beygiriymişim gibi gözümde at gözlüğü ve sırtımda kırbaçla hep aynı düşünce ve davranışlara yönlendiren geçmiş travmalarımın ve kalıplaşmış duygularımın, düşüncelerimin farkına vardım. Kendi kendimi çözümledim. Belki hepsine uyanamadım ama çözebildiğim ve barışabildiğim kadarı bile hayat kalitemi çok yükseltti. Neşem geri geldi. Olumluyu görebiliyorum. Düştüğüm yerden kalkabiliyorum. Mücadele edebiliyorum. Vazgeçebiliyorum. Başkalarına değil, kendime ve kendi aileme odaklanabiliyorum. Başkalarını suçlayıp, takılı kalmıyorum.

Hem artık bir oğlum var. Her şeyiyle ilgilenmekten, he işini yapmaktan, onunla oynayıp konuşmaktan olağanüstü zevk alıyorum. Eşimle, ailemle mutluyum. Mutluyum. Sızlanmak istemiyorum artık. Ne yapabiliyorsam onu yapmak istiyorum.

Dolayısıyla bu blog da burada sona eriyor. Yine de blogu silmeyi düşünmüyorum. Böylece kalsın. Baktıkça gülümseyebileceğim bir şey daha olsun.

Her şeyin siz ve sevdikleriniz, sevenleriniz için iyi olmasını dilerim. Esen kalın.

1 Yorum

Bir Cevap Yazın